top of page

Dokunmak önemli, bu yüzden dokumalı da

Deniz Gül

Gülçin Aksoy'un aramızdan ayrılışının birinci yıldönümü vesilesiyle sanatçının Depo'da açılan kişisel sergisi Aklımda Bir Şey Vardı 28 Mart'a kadar devam ediyor. Sergideki yapıtlar aracılığıyla Aksoy'un pratiğinin izinden gidiyoruz


Yazı: Deniz Gül


Aklımda Bir Şey Vardı, Sergiden görünüm


Gülçin Aksoy’un arkadaşları, sanatçının ani geçişinin birinci yıl dönümünde Depo’da Aklımda Bir Şey Vardı sergisini açtı. Sergi Gülçin’in 90’lardan bu yana çeşitli tekniklerde ördüğü sanat yaşantısına dokunuyor. Serginin kataloğunda ise bu süreç içtenlikle ele alınmış, Gülçin’in Sanatçı Beyanı, İAde yazısı, Ekmel Ertan’ın, Nazım Dikbaş’ın, Nermin Saybaşılı’nın, Zeynep Sayın’ın çok kapsamlı, şahane okumaları var. Katalog Depo'nun İnternet sitesinden indirilebilir. İndirin!

 

Aklımda Bir Şey Vardı, Sergiden görünüm


Depo’nun merdivenlerde duraksıyorum. Bir bedensel ürperme geldi. Sağ gözüm duvardan yere kaymış “vazgeçtim” yazılı halıda. Ben vazgeçemedim, vazgeçtim, yok Gülçin. Top sesi. Karşı duvardaki ekranda Gülçin, içi pembe saten ve de kuşe kâğıdı gibi parlayan öğretmen cüppesiyle top sektiriyor. Top sarı, plastik, öylesine ofise salınıyor. Gülçin alıyor topu. Her zamanki gibi özgüvenle, oyunsulukla, açıklıkla, direkt ve dan dun, yüzüne yüzüne, eline dizine, ayağına topuğuna, neyse o, sektiriyor. Takıntılı olduğu Cumhuriyet Kadını kimliğiyle. İşin isminden -iyet ve -ı düşmüş, lüzumsuz. (Cumhur Kadın, 2013). Gülçin’i izlerken ya da dinlerken kendinden geçersin. Senfonik müzik falan.[1]


 Gülçin Aksoy, Cumhur Kadın, Video, 1'58", 2013


Bedensel ürperme hemen geçmedi. İçinden kol geçsin, önümde İçinden kol geçen puf öğrencileri düğüm düğüm dokuma ipini Gülçin’in kollarına veriyorlar-garip hareketlerle düğüm kollanıyor, sonra da meşale gibi taşınıyor ip; dokuma boğumlarını aça aça serenat yapıyorlar öğrenciler, İstanbul Boğazı’nda, adeta, beyaz ip ayrıştıkça, yürüdükçe çocuklar, karşı yakaya bakışı kesintiliyen bir glitch etkisi beliriyor. 90’lı yıllarda bayrak taşıdığımız marşlar ve glitch estetik zihnimde çalıyor.


 Gülçin Aksoy, İçinden Kol Geçen Puf , Video ve Yerleştirme, 2023


Cumhuriyet yürürdük biz eller. Gülçin’in taş tutan resim elleri (Şefkat Nişanı, 2018-2019). Gülçin’in hapı yutmuş projeksiyon elleri (Elimde Değil, 2014). Ayaklar da var. “Cıyk” sesi yankılanıyor ortamda. Cıyk, cık, cıyk, cıyak, cıyk, cık. İki ayak önde, ikisi arkada, ileri geri, geri ileri, kadrajdan çıkamayan adımlar yerinde sayıyor, derken ayaklardan biri öbür ayağın altına giriyor, aritmi beliriyor (Cıyk, 2002). Kesinti, sekte, aksaklık. Sekme. Ayak acımıyor gibi, kaldığı yerden cıyk’a devam. “KESİK UCUN HATIRINA” diye karalamış defterine Gülçin.

 

 Gülçin Aksoy, Cıyk, Video, 1'40", 2002


Bir şey bildiğin için buradasın. bildiğini açıklayamıyorsun. ama hissediyorsun. hayatın boyunca hissettin. dünyada ters giden bir şeyler var. ne olduğunu bilmiyorsun ama orada. beyninde kıymık gibi seni çıldırtan bir şey.[2]


Cıyk. Al o kırmızı hapı, tersten vazgeç. Gülçin’in projeksiyon yüzü kırmızı. Hem eşikte yol gösterici, hem hapı yutan. Gülçin’i düşünüyorum: Yataydır ilişkilenirken -çünkü en çok da iktidarı mesele edinir- çok da mitleştirmeden kendini, sanatçı söylemini eylemleriyle icra eder durur. “Mağdurun dili heybetli, haşmetli, muhteşem bir dil olabilir mi gerçekten?” diye sormuştur. Konu edindiği meseleleri çoğu zaman kendi üzerinden çalışır. Perdesizdir, ancak bir mesafe muhakkak vardır. Elimde Değil’de (2014) çalıştığı imgenin bir yansıtma olması yahut Gölge’de (2003) çalıştığı imgenin bir gölge olması gibi.

 

Gülçin Aksoy, Güvenlik Kamerası, 4'25'' 1998


Döndürüyor oradan oraya sergi. 90’lardan kalma işleri var hele, apartmanın giriş kapısından giren çıkan bedensiz isimler (Güvenlik Kamerası, 1998), bir esinti halidir. Bir var, bir yok olur eşikte (Pencere, 2002). Gölge bir balkon insanı, bir silüet, ne yaptığı belli de değil, gerçi bana balkon konuşması yapıyor gibi geliyor (Gölge, 2003). Sahi, 2003’te balkon konuşması var mıydı? Hatırlamaktan çok uzağım. Aklımda bir şey vardı

 

Gülçin Aksoy, GA'nın Aklında Bir Seyir, Yerleştirme


Gülçin’i düşünüyorum. Gülçin vardır. Şimdiki zamandır. Hediyedir. Mevcuttur. Gösterir. Sahneler. Hazırdır. Göz önüne serer. Törenle teslim eder. Resmen devreder. Özenlidir. İngilizce present sözcüğünün karşıladığı tüm anlamları taşır. Yang’dır yin’deki. Jenerasyonu çağdaş “erkek” sanatçılar kibirli, hınzır, direkt, jest işler ürettiklerinde alkışlarla piyasaya servis edilirken, Gülçin’in çağdaş sanat dili kendini çok da bir şey zannetmeden, “alkışlarla yaşıyorum”un ötesinde gerçek, apaçık ve çevresel etkiler yaratmıştır. Keza ölüm haberinin kendi çevresi dışında dalga dalga hiç beklemeyeceği çevrelerde nasıl yankılandığını görseydi buna kesinkes şaşırırdı. Gülçin, tek başına, Türkiye çağdaş sanatına direnç noktaları çakmıştır, mümkün olabilecek ufak ilişkisellikleri takip etmiş, sürdürmüş, duyarla dokuyarak zaman-mekânlar açmıştır. Aileyi, ABLA'dan kurmuştur. “Aileyi ABLA'dan kurmak” olarak aldığı notun bulunduğu sayfanın, sol üst köşesine yazmış:

 

"Ablalarım, defterlerim"


Gülçin Aksoy, Duvar Yazısı/Halısı, Dokuma Resim, 2018-2019, 470×200 cm


Sevgili Gülçin’in vefatının ardında bıraktığı gücün nasıl çoğaldığına şahit oluş esasen sanatın ne olduğu konusunda bize fikir verendir. İçtenliğin, direnişin ve çocuksu merakın yenilmezliğini ABLAlamıştır Gülçin, iAdelemiştir. Seçilen ailenin mümkün olduğunu göstermiştir. Okumayı söker gibi dokumayı öğretmiştir. Dokudukları (onlar) duvar yazısının sol üst köşesindeki "1’kayıp/2" ne demektir? Bu halının üzerinde yazanlar "yoruyorsun, yosuyosun, yaşıyorsun", "tarlafaresi, torloforesi" tam olarak da ne demektir? Bu sorular birleşmenin rastlantısallığında, ailenin gelip giden, geçişen onlarca insanın elinin değdiği, emeğini, aklını fikrini yerleştirdiği ortak üretimde saklıdır.

 

“Bir gün aklıma düşüvermişti, kocaman tezgâhlarımız vardı. Ortak büyük bir halı dokuyalım, ortak üretim tezgâhımızı bireysel akıllarımızla eşleyelim diye. Herkese açık bir alan olsun, gelen hem tekniği öğrensin hem de istediğini dokuyarak yazsın derken işin kamusallığı adına da yansıdı, adı Duvar Yazısı/Halısı oldu. Kimileri iki satır, kimileri santimlerce dokudu. Bir yandan atölyenin ve gündemin belleği tutuldu. Hatta bir ara atölyede yapılan performansa zemin oldu” demiş, Gülçin.

 

Saygıyla, özlemle, birliktelikle…


Aklımda Bir Şey Vardı, Sergiden görünüm


 

[1] İşin katalogda yayımlanan künyesinden alıntı

[2] 1999 yılı yapımı Matrix filminden alıntı

Comments


Commenting has been turned off.

All rights reserved. Unlimited Publications.

Meşrutiyet Caddesi No: 67 Kat: 1 Beyoğlu İstanbul Turkey

Follow us

  • Black Instagram Icon
bottom of page